1:13 PM
Sarhoş Edebiyatı
“Sarhoşluk, geçici intihardır”
diyor sevgili Bertrand.
Ölmek ya da mutlu olmak değil arayışım.
Sarsılmayı arzuluyorum, zarar vermeyi
En az sürekli fışkıran tomurcukları kadar gündüzsefasının
Bulandırmayı düşlüyorum, hasta düşmüş algıları.
Benim devrimim başlamadan bitendir
Umutsuzluk hastalığıyla tutuşan
Kayalara çarpa çarpa
Dehşet içinde etleri yırtılan
Çamur, küf, ve kan karışımı
Renklere dahi inanmayan bir devrimdir.
Devrim, inandığın anda yitirmektir.
Tüm ağaçların, nehirlerin
Gökyüzünün, tilkiler ve böceklerin
Çiçekli çiçeksiz bütün bitkilerin her an,
Her lanet olası an tecavüz ettiği bir durgunlukla
Sevmektir.
Evet! Bilmeyi düşündüğüm anda kovuldum Cennet’ten
Kızgınlığa eriştim, çırılçıplak ve yabani.
Ölmek ya da mutlu olmayı değil
Zararı sevdim.
Kelimelerin anasını siktim;
Ölüm, güzel kokulu bir düştü aslında
Ve sevil, hiçten bir Tanrı.
Yokluğa tapındık, en az kendimiz kadar yok-olana.
Hiç-olana.
Sırasıyla babandı O, sonra tarihin
Vatanın, toprağın
Atalarındı tapındırıldığın
Ustaların, başkanların
Sikik Ortadoğu ve yüce İslam alemi
Güzel kadınlardı, fiyakalı oğlanlar
Sınıfına göre; nice sanatçılar, üstün meziyetli kahramanlar
Rock starları, patronlar, söz söylemiş yazarlar…
Ölüme giden bir yoldu aradığın
Taptığın tüm Tanrı’lar
Yoktular, en az senin kadar
İçine düşene kadar
“OL”manın”
Allah’ı boktan başka kılan, kahrolası dilindi sadece
-O sen bilmeden de vardı-
Ve sen bunu bilsen de bilmesen de
Asla bir yerin olmadı Cennet’te.
Sınırdan yoksun bir inanansın sen
Yokluğun kadar.
“Sarhoşluk, geçici intihardır”
diyor sevgili Bertrand.
Ölüm ise ebedi haz.
Çok şükür Rabbim,
Şükürler olsun sızıya…
Siyaha Övgü, Çağrı Erdem





